BÖLÜM-2
KONU İNDEKSİ
ŞİİRLERİ
Şiir duyguların, duyumların olayıdır, bilimsel
değildir. Böylece
spiritüeldir.
Bilgiyse bir dizi sentez, kuram ve kuramların
yörüngesinde
yürür. Kuramlar buyurganılığıyla hayat kazanır ve iletişimde
değişmezliğiyle, ulusal ve evrensel olabilir.
Bilimler başlangıçta bulunup bilinen
kuramları
elealır,inceler,irdeler, böylece yeni doğrulara açıktır
Din ise, tek doğrudur. Değişkenliği zamanlar
içinde oluşur.
Tanrı idesini bozmadan yürür. Uzam ve zamanda
özgürdür. Şair ne güzel demiş: "Sevdiğim beni terk
etse yemyeşil yapraklı bir dal kırılmış gibi olur içimde."
Sanatçı da uzam ve zamanda özgür
dolaşır. Gün
olur, bulutlarla özdeşdir, onlarla konuşur, kaosu, kozmosu mekan
eder. Zamansız ve mekansız dolaşır durur. İmgelerle, simgelerle
konuşur. Dil insanların gönül dilidir. Soyut ama
çoğunlukla algılanır. İçimizdedir ama gerçek
değildir. Dili şiir dilidir.
Gözelerde sular soğuk, yalın, cam
göbeğinde aşk pırıltısıdır,
çağırgan.
Tadı çağla, adı Lale'dir.
Gecenin dinginliği ışıklarla buluştu
Yol yürüyor, bisiklet yürüyor
Yavaş yavaş
Gözler günde dünü arıyor
Dün yarına açık
Ağaçlar suda sazlarla içiçe oynaşıyorlar,
Güneş girdi araya
Sevgi çoğaldı,
Benek benek
Maviden yeşile,
Yeşilden turuncuya
Çiçeklendi sular
E. Aydın, 5Haz1996
YUMAK YUMAK ELLERİ VAR ELİMDE
Bulutlardayım
Gülücükler süzülür, suya iner
Ebemkuşağı
Güneş doğar kışımda,
Vurur sulara bukle bukle,
Işıtır, ısıtır
Kışımda kardelen
Rüyada......
Akan zamanlar içinde
Dostları özlemek zor ya,
İnsan yarınlarda bir gün
Özde, sözden öte var olur da
Yaşamın sonsuz boyutlarını
Kavrar kapsarsa
Bilki Handan bir iken
Sadeliğinde ışıltı, nurlu,
Gülümser gülücükleriyle
Sigarasını teller.
Yumak yumak elleri var elimde
Renkli bulutlardayım
Gülücükler, süzgün bakışlar
Gökkuşağı kardelen
Güneş doğar sularda
Bir tek yansıma ebemkuşağı
Karımda, kışımda kardelen
Rüyamda derinliğidir
E. Aydın
AĞAÇ ŞEYLER
Kuzeyden üşüten donduran esiyor.
Uğultulu güneş, bulutlar.
Bir diri düzey.
Doğa kendi oyununu oynuyor.
Kendine özge.
Bir yaprak ağaç şeyler duyuyor.
E. Aydın, not defterinden
DÜŞÜNCE
Düşünce, düşünce düşe,
İmgeler yeşerir filizde
Yaprağı sen, çiçeği sen
Toprağı ben.
Işık ışık
Benek benek
Çoğalırız
Düşünce, düşünce düşe.
Aşk girer, yaşam girer işe.
Kaleminde çizgi, sazında söz,
Fırçanda boya devinir bulutlarda oylumlu.
Kelebeğin rüyası benek benektir kanatta.
Bir gün, bir zaman,
Dolu dolu, bomboş.
Tencere kaynar içinde sulandırılmış zaman...
Özlem, umut, eylemler, ağılı
Gülücüklü...
Kokuda bulut, bahar kıvamında.!
Usumda yağmur var, buluta singin,
Bir türlü yağmayan...
Gün, zamanda kesit
Canlılık bağlamında ezelden ebede
Duyduk duyacağız, yaşadık yaşayacağız...
E. Aydın
NİRVANAYA İLETİ
Yarışmayı sevmem, üçten beşten geri kalmayı da.!
Onun için hep donanımım eksik olur.
Sözcükler dengesiz, imgeler yersizdir.
Doğaldırki; okuyan arif gerek. Güvencem o.
Yaz diyorsun,
Yazayım diyorum.
Sözcükler dolaşık yumak,
İnce iştir, iğne işidir yazmak
Atlaslar üstüne, benek benek.
Emek ister, dolu dolu yürek ister
Zamanlar içinde dolup boşalan
Görmek gerek, duymak gerek,
Ağlayanla ağlamak
Gülenle gülmek gerek
Sevgi yağmur olacak
İnceden inceden
Soğuğu sıcağa karıştıran.
E. Aydın, 14Aralık1996
SEN GELMEDİN
21 Geçti
22 geldi.
Sen gelmedin.
Mavide pembe benek
Özlemde yeşil.
İmgelerde simgelerdeyim.
Öksede bir kuş
Pır pır pır
Yürek vuruşu
E. Aydın
DÜŞÜNCE
Düşünce, düşünce düşe
İmgeler yeşerir filizde
Yaprağı sen, çiçeği sen,
Toprağı ben.
Işık ışık
Benek benek
Çaoğalırız
Düşünce,
Düşünce düşe
E. Aydın
YAĞMUR
Yağmur yağıyor
Çisem çisem
Toprağıma taşıma
Damlada sen
Bulutda nergiz kokusu
Mitlerdeyim.
E. Aydın
SEVGİ
Yumak yumak elleri var elimde
Yükseklerdeyim.
Savruluyor koyu ipeksi saçlar esimde,
Ebem kuşağı....
Güçlü iki yürek pompalıyor,seviyi sonsuzluğa,
Ak soluğun rüzgar,deniz dalgalı...
Zaman uzamda özgür,
Kayık yalpa
İçinde biz
İnsana doğru...
Damla damla büyüyorum pınarlardayım,
Kaynağım sen..
Ak köpüklü dalgalar kıyıda açılır
Soluğu sen...
Çoğalıyorum seninle,azalıyorum sensiz...
Yaz diyorsun, yazayım diyorum;
Sözcükler dolaşık yumak.
İnce iştir,iğne işidir yaşamak
Atlaslar üstüne benek benek.....
Emek ister, dolu dolu yürek ister; zamanlardan,
Zamanlara boşalan...
Görmek gerek , ta derinden duymak gerek;
Ağlayanla ağlamak,
Gülenle gülmek gerek;
Sevgi yağmur olacak, inceden inceden;
Sovuğu sıcağa denkleştiren......
Uzamda dingin, zamandan arık, ılıman
Bir yer. Düş içinde düş gibi.
Güneş, ay ve ötesi
Sen ve ben ve ötesi...
E. Aydın, 10Eylül1998
ZAMANDA BOYUT
Kır çiçeği kokulu
Koyu ipeksi saçlarını
Yüzüme savururda yel
Anılardan artakalan
Ayrıntıları sorgular....
Gecedir, soluk ışıklar
Eşlik eder yalnızlığıma.
Aks oluklu yar
Umudumu soluğuna kat
O çocuksu yüreğim,
Kanat açabilsin
Uçsuz bucaksız güzelliğine....
Hüzün mü diyorsun
Çoşku mu diyorsun
Hüzün de bir çoşkudur zamanda
E. Aydın
ASLOLANA MEKTUPLAR
Işıkta belli oldu silüetleri
Toz bulutu ve yağmurda
Oyunları dürüsttü ya da
Her seferinde yansımaydılar
E. Aydın, 26Ekim1997
ÇOĞUL SEVGİ
Sana ne yazayım
Soru işaretim
Mum ışığım
Yalnızlığmdaki çıtırtı
Ne söyliyeyim ki
Bak ateşten
Dansa durmuş gece
Mor kırmızı
Turuncu sarı
Sevgiye açıyıor menekşe
Sevgiye çağırıyor
Deniz rengini
Ceylan sesini
Çocuklar sevgiye koşuyor
Ben de
Coşkuyla seyrediyorum onları
(İsmail Bilge)
ÖZGENİN
ÖZGÜRLÜĞÜNDE,
GÖRÜLENİN ÖTESİ...!!!.
Kozmik bir vizyonla gelir, doğan güneşin ışınları.
Yağmurun yaprağa vurumu, pınarların pırıltısı,
Sabah esiminin okşayan ninnisi, kumların sevda çağrısı,
Menekşenin utangan ve giz dolu kokusu, toprağın gücü,
Kelebeğin rüyasıdır, O.!
Mavilerde özgür oylumlu..
Usumda yağmur bulutları, yağamayan..!.!.!.
İmgede, simgede Emel,
Hayalde düşte Emel;
Düşüncesi düşünce diye
Heyyy, heyyyy Deryalardayım, kayıkda biz,
Ak soluğu rüzgar yelkenleri dolduran.
Zaman uzamda özgür
Dalgalar dalgalarda, inçıkçık inçık.!!!!!..
Yaşamın özü
Sevenin
gücü
E. Aydın
ZAMANLAR İÇİNDE DURDURULMUŞ
BİR ZAMANDA BİR AYRINTIDA GEZİNTİ...
Ekranda Mersin Lisesi, 1952.
Loş koridorlarda
Işık ışık yarınların
Umut dolu gül bahçesinde,
Şen Şakrak, kuş sesleleri.
Sade giyimli ince yapılı
Uzun saçları belik belik örgülü
Gözlerinin içi gülen,
Çevresine saygılı, ölçülü,
gülücüklü
Günaydınlar sunan,
Kitapları göksüne bastırılmış
Bilgi ışığının öncüleri
Hazar bakışlı, armoni nakışlı
Tınıları hala belleklerde çınlar, çınlar... uzamda..
İki kızkardeş, Sunalar Tunalar
Kanat vurup ışık hızıyla zamana uçuyorlar.
Atatürk yolunda,
Cumhuriyet güneşinin ışık ışık bayrağını
Yılmadan yorulmadan insana doğru koşturan öncülerin
pişdarıdırlar.
Analar babalar övüne
Eğitime emek verenler övüne
Şemsiye olan ulus övüne
İnsanlık övüne
E. Aydın
GÜNÜM
Nar çiöeği ayva kokusunda
Sevgi çoğalıyor gözede, özlü söz gerek
Sevgiyi anlatan sevgiden öte.
Güneş, ışıklar nar tanesi düşlere
Düşünlere
Süzülen kelebeğin rüyası ben!
Umut kuşların kanadında özgür, ben ve benden öte.
Martılar günün saçlarını tarıyor bukle bukle
Kavak ağacı suya inmiş kökü mavide
Sular koşuyor sulara sulara...
Zaman hızlı, günü dürüklüyor, içimizde,
Gelen zaman geçen zaman yumak yumak
Alı al moru mor, sarısı caba
E. Aydın
PEYZAJIM
Karaçalıya bir sümbül yaslanmış
Eflatun eflatun, kendi çokluğu içinde
Mevsim kış, 15 Aralık, Kurttepe'de
Toprakta hayat var, toprağa yakın hayat.
Uzaylı gibi olunuyor kırlarda.
Böcek bir yana, arı bir yöne, kelebek sereserpe.
Süslenmiş sanattan öte uyumlu oylumlu
Sessizliğin içinde kımıldar...
Aşk, orada sonsuz şarkılardır, ilahi tınılı
Doğada giz var, gizliden içeri. Anlayana çözene.
15 Aralıkta Kurttepe'de, eğilen güne karşı,
Onlardan esinlendim, onlardan çizdim peyzajımı.
Onların alfabesini heceleyerek.
E. Aydın
KAYISI
Nar çiçeği, ayva kokusunda,
Sevgi çoğalıyor gözede
Özlü söz gerek; Mut'luya sevgiden öte
Kaysı güneştir, nar tanesi düşlere,
Düşünler; solukta ılık, benekte sevi,
Mavide süzülen kelebeğin rüyasıdır.
Umut kuşların kanadında özgür, benlerden öte
Martılar güneşin saçlarını tarıyor,
Bukle bukle, çınar ağaçları suya inmiş
Başı mavide, sular koşuyor
Sulara, gönlünde kaysı
E. Aydın
SEN BİR ZAMANLAR SEVİYORUM DİYORDUN?
Bir aydınlatıştır, ışıtıştır sevgin
Sonsuz mu verdiklerin?
Nesnelerle karşılaştırılamaz
Değiştirilemez yerleri.
Derizki: hep beraberiz
Orada O'nu görüyoruz
Koşturma var içimizde
Sensiz olmaz demekki
Günlerin saatleri.
Bir güzel kahve içiştir
Anlarda birikir gülüşler
Tuvallerin üzerinde tuşlar
Uçuşan beneklerde
Bir oluruz hep beraber
Sessizliğimizde konuşan şekillerde
Yürürüz üretkenliğin sevincinde
Yüzünüzde bitmeyen gülüşünüz
Sizin gücünüz dalgalanır
Verdiğiniz emeklerde
Hadi bugün de sona erdi
Bitti mi derken sabırsız
Yorgun mutlu örteriz şekilleri
Ertesi denilen günlere
Selamlaşırız gecelerine
Karanlıktır artık
Hareketsiz herşey
Testi, nar, baykuş
Portreler güler ayrılışa
Bir mum ışığı kalır geriye
Cama dayanır başımız
Görmemişiz gibi onları
Ararız günün anlarını
Solgun bir ışıktır geriye kalan
Dolu, dopdolu usumuz
Merak ederiz yarını
Uyanır hep beraber şekiller
Fırçalar hareketlenir
Tüpler açılır
Bir bardak çayın demi
Buharında kokusu
Bitiverir yanımızda
İlk vuruşta tuşların sesi
Başlar biter anlar
Son yüreğin son deliğin
Uçucu rüzgarlarda yankılar
E. Aydın
ÇITIRTI
Çıt
Çıt !
Çıtıpıtı
Öyle işte...
İnce narin bir dal
Kuru yaprak
Ateşlenir, devinirse
Çıt çıt
Çıtı pıtı
Çıtırtı
E. Aydın
BİNGÖL ÇOBANLARINA
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların en eski aşinasıdır soyum
Bekçileri gibiyiz ebencet buraların
Şu tenha derelerin, bu vahşi kayaların.
Görmediği gün yoktur, sürü peşinde bizi.
Hergün aynı pınardan doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngaraklarımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni.
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini
Arzu başımızdan yıldızlar kadar yüksek
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
Dolaştırıp dururuz aynı daüsılayı.
Her adım uyandırır acı bir hatırayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni şurda
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam.
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
Suna'mın bir başka köye gelin gittiği akşam.
Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla
Çoban hicranını bağrına basar yayla.
Kuru bir yaprak gibi kalbimi eline al diye hıçkırır kaval.
Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun
Daima eğeceksin başkalarına boyun
Hülyana karışmasın ne şehir ne de çarşı
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an
Mademki kara bahtın adını yazdı çoban.
Nasıl yaşadığından ne için yediğinden anlattı uzun uzun
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği bir heyecanla.
Karıştı o gün bu gün bu zavallı çobanla
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına
(*)
BAŞLIKSIZ
Gün doğar ama ne doğar
Alı al. Moru mor. Sarısı caba.
Kör ne yapsın.?
Renker eylemlere siner
Eylemler ebemkuşağı olur
Görmeyen ne yapsın ?
Seviler renklerin çizgisinde
Ses olur tınılanır gamze gamze
Duymayan ne yapsın?
Görüler doyumsuz kanıtsız diyorlar
Ethem ne yapsın?
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Seni bir kere öpsem ikinin gözü kalır
İki kere öpeyim desem seni
Üçün boynu bükük.
E. Aydın
(Editörün Notu: kendi
sesinden, 12 numaralı kaynaktan
alınmıştır)
BAŞLIKSIZ
Rap rap
Tıkıtık ayak sesler
Geride kalp atışları
Sevgiye gelen giden
Setlenen kıpıltılar
E. Aydın, not defterinden
BAŞLIKSIZ
Tutundum yeşil, ince, kırılgan bir dala
Ürperti duyguların burgacında
Çoşku sonsuz
O gelecek
E. Aydın, not defterinden
BAŞLIKSIZ
Bir tutku,
Sevgiye aşka
Eğri içimizde
İkimiz güvercin
Özgüre kanat çırparak
Havalanır umutlara, bulutlara
E. Aydın, not defterinden
BAŞLIKSIZ
Bahar geldi arkadaş
Uyan
Daldaki gözede
Renkler benek
Çiçekli koku
Burcu burcu
Mavide bulut
Yeşile kırmızı
Selvi geldi
Aşk geldi
(*)
(*)
Aya bak güneşe
Bak, birşeyler söyle
Bahara (*)
Yaşamı solur
Bahar geldi arkadaş.
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Rüzgar yine çapkın. Sana göz kırpmadan esmez.
At kalbini seni çember gibi sarmış kıza artık
Bak çimlerle bezenmiş kırlara vardık
Sev kırları, seni yalnız onlar sevecekler
Onlar sana sevmek ne demek söyleyecekler.
Rüzgar yine çapkın sana göz kırpmadan esmez
Herşey susar ama periler ninniyi kesmez
Daldıkça dalarsın sana cennet gibi dağ taş
Gel dağlara dert yan dağlarla kucaklaş.
Onlar gibi (*)gun onlar gibi durgun
Semaya aya vurgun onlar gibi yaşasam bu akşam
Gök kızıl ve mavi bir kor alevi
Ruhumun kendi ahengi hangi gizli elin temasıyla çoştu
Çoştu gönül bu akşam ufuklar gönlüme doluştu.
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
İnsan bir kuştur
Dalar sevgi bağına
Dalda gül, kovanda bal
Kırşehir Adana
Yol var yolak var
Kırşehir Aksaray Adana
Gönül üzere yaşam güzel
Gönül üzere gönül gezer.
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Yaz diyrosun denize havaya suya,
Ota, çiçeğe, yaprağa.
Onları görüyorum, duyuyorum, seviyorum.
Gün doğar, dağılırlar, çoğalırlar sereserpe,
Batımında her günün derlenir, toplanır,
Karanlığın gizine bürünürler.
İmgeler biçimden kurtulur,
Hayal denizlerine yelken açarlar.
Deniz dalgalı, deniz sonsuz,
Deniz sonsuzluğun eşiği.
Kır atlar şahlanır, kanatlanır,
Bulutlar boşlukta gezinen dağlar,
Ay gümüşten boynuz düşlerin asıldığı.
Uzam ve zaman şirazeden kurtulmuş
Yapraklar gibi gelir okuyana yazana.
Yıldızlar daha yakın gel eder uzakta.
Güzel kızlar edalı, oylumlu, çıplak,
Pamuk hafifliğinde Venüs.
Bütün görkemiyle tansık ilahi
Düş ve düşünce çaresiz, seçkiden yoksun.
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Akşam yürüyordu
Sonsuza doğru
Zamanı boyutta donduran
Bir kız vardı yanımızda
O eski yontucunun yüreğinden
Soframıza akıp gelen bir yıldız gibi
Sigaralar tütüyordu
Sarmal bir dostluktan içeri.
Biz, sobamız ve soframız
O eski zamanlardan bir gülüş gibi.
Yerleştik yeni zamana Ethem Aydın'ın
Aydınlık usu ve sevecen yüreğiyle
Güzel bir çoşkuydu yaşanan.
Bir ak kağıt
Bir güzel selam olur da kalır nice yarınlara
Bir güneysi sıcaklık sarsın sarmalasın sizi
Ey yeni anlar
Ve yeni zamanlar
FeyyazNerminEthem, 1Şubat1995
BAŞLIKSIZ
Ben neyim?
Nereden geliyorum?
Nereye gidiyorum?
Neye varım?
Varlık nedir?
Yaşam hep bir tekrar mıdır?
Nedeni ne?
Yaşama isteği nasıl korunuyor?
Umutsuzluk neden bastırmıyor?
Denge, varla yok arasındaki fark nasıl duyumsanıyor?
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
İnsanım ben
İnsan mıyım ben
Yazgımdır yaşamam
Yaşam?
Günler doğuyor, ısıtıp ışıtarak varlığı
Işıtan ne? Isıtan ne? Isınan ışıyan ne?
Yaşam yaşayan sonlu nesneler
Bir gelir bin giderler
Gelen ben giden ben
Gelirken ben giderken o, biz var
Biz üzere siz var
Köz üzere onlar göz üzere
Sevgi var sarar bebeyi yarınlara
Yazan yazar söz söz
Günleri günceleri okunur sonra.
Gelen ben giden onlar
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Sevgi eğri dalda yaprak yaprak, çiçekte sen
Karanfik kokulu, menekşe soylu, gül boylu
Göz göze diz dize
Sevgi çoğalır yaprak yaprak çiçek
çiçek
Karanfil kokulu, ful soylu, gül boylu
Yağmur çisem çisem
Toprağıma taşıma
Damlada sen.
Bulutta nergis kokusu
Mitlerdeyim
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Gün güne doğdu yıllar oldu
Ayşe bebe evlendi
Üç kızı bir oğlu oldu
Az gidildi uz gidildi
Dere tepe düz gidildi
Özlem yüklü türküler
Olmayanı oldurdu, dolmayanı doldurdu
Öfff ülen öfff...
Yol biter yokuş bitmez
Uykular uyunur gece bitmez
Öfff ülen öfff...
Dünler kamerada, günler pencerede, yarınlar düşte
Gün güne doğdu yıllar oldu.
Az gidildi uz gidildi
Dere tepe düz gidildi
Altary bir güz gidildi
Dönüp bakınca bir arpa boyu yol gidildi.
Ayşe bebe evlendi
Üç kızı bir oğlu oldu
Oğul askerden döndü
Özlem yüklü türküler
Olmayanı oldurdu, dolmayanı doldurdu
Öfff ülen öfff...
Dünler hayalde
Günler pencerede
Yarınlar hayalde
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Vakit nakittir demiş deyenler
Nakit para demek, insan değil,
Sevgi değil, dostluk değil,
Aşk değil.
Laboratuarların loş ışığında
Geçen özlü süre değil.
Kitaplıklarda, dersliklerde
Sarfedilen göz nuru değil.
Öyleyse para herşey değil.
E. Aydın, 27Eylül1995
BAŞLIKSIZ
Yolculuk maviydi
Dünya sevdalı
Bulutlar deviniyordu mavi mavi
Mavi bende
Soluk renkler
Renge benekten beneğe giden imgesel
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Ben dikizdeyim, pembe ortalıkta
Geziniyor, yeşilde, sarıda, morda özgür.
İşte suya düştü yeşil bademi sarı kanarya
Pembe ebrulu mor gökyüzü içinde
Güneşi kim götürdü uzaklara
Güneş, güneş, güneş...
Kuşun kanadında geminin yelkeninde
Balın tadında güneş müziğe bakar
Mutluluk denizinde güneş yağıyor pul pul
Pul benek benek bir kelebek
Çınarlar altında eğlence var
Zurnada ses davulda tokmak
Mut'lunun nabzında ateş.
Türküler geçer Karacaoğlan esintili
Kızlar kervanında gözlerden gönüllere
Aşıklar var Konya'dan Karaman'dan, Adana'dan, Van'dan
Deniz avucumda içimdeki çocuk dalgaların
Sırtında. Güneş pupa yelken meltemde
Düşler düne gitti, günü atladı yarınlarda
Dallar suda gel gel...
Sevgi yeşerir renkli çiçek
Çocuk büyür sevgide
İnsan insanlığı sevdikçe
Güneş, suyu ve ötesi
(*)
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Oldu olacak
Beklentideyiz
Güneş doğacak
Işıklar nar tanesi
Serpilir düşlere
Düşünenlere
Ben bir umut
Solukta aşk
Var, aş var
Sevgi benektir
Mutlulukta yüzen
kelebeğin kanadında
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Yolculuktur yaşam
Bilinmezlerde
Loşluk, karanlıklarda
Sırayla girip çıkan
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Olduya
Olacağa
Beklenti
Umut
Sora ışık ışık yaşar dokuruz
Günü... dünü...
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Solukta ışık
Sevgi benekte
Mavi, süsüdür
Kelebeğin
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Oldu olacak
Ustan öte
Usludan gerçek
Sularda dalga (*)leri
Gün ışığında sarmaş dolaş
Gün ışığı suya indi
Dalgalar oynuyor ürperikli
Göz kayıyor
O kıyı senin bu kıyı benim
Balıklar bürüncekli
Al al uzanır, mor hepsi de süslü
Martılar sabahın
Saçlarını tarıyor bukle bukle
Sevgi gibi bir şey sarıyor
İnsana günaydın
Güneşe , ağaca, balığa günaydın
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Ağustos, Eylül'e eğildi. Eğriler düzde, düz nerede?
Göz göze, diz dize, olur erotik bir dize.
Eller elleri bulur, dudaklar gamzede güler
Eylem zamanda doku, renkler atkı astarda
Nabız müziğin tınısı tik taka tik tak
Dokunur ebem kuşağı
Duyulur fulüğ eylemde tını
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Ağustos Eylül'e eğildi. Eğriler düzde, düz nerede?
Göz göze, diz dize, olur erotik bir dize.
Eller elleri bulur, dudaklar gamzede gülü
Eylem zamanda doku, renkler atkı ıstarda
Nabız müziğin tınısı, tik taka tik tak
Dokunur ebemkuşağı
Duyular fuluğ eylemde tını
I5480 yaşındayım
Yahut bugün doğdum.
Saat 12
12 yaşındayım.
Her gün yeniden doğuyorum,
Hergün başka bir insanım
Ben dünkü beni tanımıyorum.
Ben bugün doğdum
Dün birisi öldü
Yarın birisi doğacak
Siz hepsinin ben olduğumu söylüyorsunuz
Öyleyse ben 15480 yaşındayım
Mecliste arifsen
Kelamı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe iyilik eyle
Hatıra dokunup, yıkıcı olma
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Yeni bir gün doğuyor
Fakire umut varsıla iş
Gün yürüyor geleceğe eğri
Geçmişten geleceğe
Bir benekli kelebek çıkışında
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Ot saz boydu, acı ot kendi çokluğu içinde
Karaçalıya bir sümbül sığınmış, eflatun mu eflatun,
narin mi narin
Mevsim kış, 15 Aralık kurttepede
Toprakta hayat var, toprağa yakın hayat
Sigara izmariti yerde, duman kıvrım kıvrım havada
Uzaylı gibi olunuyor, kırlarda böcek bir yöne,
Arı bir yana, kelebek sere serpe, süslenmiş mi süslenmiş,
Sanattan öte uyumlu, oylumlu
Sesliğin örtüsünde kımıldar kımıldar....
Aşk orada sonsuz türkülerdir ilehi tınılı
Şu eşine dil döken kuşa ne demeli?
Doğada giz var, gizliden içeri anlayana çözene
İnsan robottur doğada, kurulu düzene basar da
Basar, bozar da bozar!....Duygusuz
15 Aralık kurttepede eğilen güne karşı
Onlardan esinlendim, onlardan çizdim peyzajımı,
Onların alfabesini heceleyerek....
Ethem-Muzaffer
BAŞLIKSIZ
Ne zaman seni düşünsem
Yaşamak bir güzel sabah bahçesi
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabah perdelerini
Ömrümüzde ırmaklar vardır, köpüklerinde
Hayallerimizi yüzdürdüğümüz
Ömrümüzde dostlarımız vardır
Zaman zaman ayrı geçirince
üzüldüğümüz...
Bu gün dünyayı istediğiniz renge boyayıp
Bu rengi tüm sevgiyle dağıt
Kendini sevginin bir rengi diye tanıt
Çünkü senin varlığın sevgiye en güzel kanıt
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Bir gün,bir zaman
Dolu dolu bomboş
Tencere kaynar,içinde sulandırılmış zaman.
Özlem, umut, eylemler
Ağılı gülücüklü..
Kokuda bulut bahar kıvamında.
Usumda yağmur var bir türlü yağmayan......
Gün zamanda kesit
Canlılık bağlamında,
Ezelden ebede...
Duyumsadıkca süregen......
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Sevgilinin elleri beyaz
Dolaşsa bedenimde
Yine bana az.
Sanki kök saldı
Batırdı tırnaklarını yüreğime
Nede acımasız, sakin pervasız
Sesi derin bir okyanus
Çekti duhunu girdabına
Boğuldum sanki kendi duygularımla
Sevgili yollarda
Gidersen git!
Bir daha sarıl korkma, hiç çözülmeden
Defalarca...
Unutmak gibi bir ihanet olmaz zaten
Ne benden bana,
Ne de O'ndan bana
E. Aydın
BAŞLIKSIZ
Yaylaya gitmişti yayla zamanı
Gülizar döndüde, döndü dönmedi
Demekki unutmuş ahdı amanı
Yaylacılar geri döndüde Döndü, dönmedi
Ben baktıkca O yılıştı, yüz verdi
Aşkımıza umut verdi hız verdi
Yemin etti, sapasağlam söz verdi
Demekki sözünden döndü, dönmedi
Aşıka inansa beni arardı
Sevda çeke çeke benzim sarardı
Tansiyonum düştü gözüm karardı
Sevdasından başım döndü, dönmedi
İsmini andıkça ah çekerim ah
Sevende mi sevilende mi kabahat
Yepyeni bir ümit başlar her sabah
Akşam oldu güneş döndü, dönmedi
E. Aydın, 19Eylül1996
BAŞLIKSIZ
Yine mevsimler döndü
Mut'ta, kaysı bayramı bugün
Güneş yağıyor pul pul benek benek
Çınarlar altında şölenler sürecek üç
gün
Zurnada otantik ezgi,
Kızlar mengide bel kırıyor
Davulun tokmağı, Mut'lunun nabzında coşku,
Karacaoğlan parkında.
Otogardan konuklar akar, yurdun dört bucağından
Onur verirler Mut'a, Mut'luya.
Üç pınar bir pınarın koyu yeşil gölgesinden,
Ünlü saz ustaları ışıklı kıvrak
Türkülerle geçer, ebemkuşağı.
Yeli var Karacaoğlan dilinde;
Gönlü,yediden yetmişe sonsuz sevilerle yoğunlaşır
Mut'lunun...
Mut'lu Ethem Aydın
BAŞLIKSIZ
Sülüğü yaratan Allah
Balarısını, eşekarısını
Karşıki doktorun karısını
Bizim müdürü
İti, çakalı, kurdu
Dürdane kızı
Dürdane kızın memelerini
Sonra da beni yaratan Allah
Allahallah?
isimsiz
BAŞLIKSIZ
Yürüyüş, papatya falı
Yağmur nüde
Bize ulaşan ezotik ileti
Gönül çalkanlık deniz
Yeke yön kılmaz
Bir o dalga
Bir bu dalga
Çalkan çalkalan
E. Aydın, 7Eylül2000
BÖLÜM-2
KONU İNDEKSİ